14 Ekim 2011 Cuma

Evlendim ben!

Kim derdi ki uzun zamandır ilgilenemediğim bloguma, kendimle ilgili bir yazı yazarak tekrar merhaba diyeceğim diye. Normalde hiç tercih edeceğim bir şey değil evlilik hazırlıkları vs ile ilgili post girmek ama burada amacım biraz farklı.
Biraz “aileler istemedi bıdıbıdı”lardan uzaklaşıp, gerçekten istediğiniz şeyi yapabileceğinizi görebilmenizi sağlamak istiyorum. Yani umarım bu post böyle bir işe yarayacak.
Evet tahmin ettiğiniz üzere evlendim (: Hem de her şeyiyle altına imza atabileceğim şekilde!

Evlenme kararı almadan önce de bu customize düğünlere karşı ilgim oldukça fazlaydı. Ama onlara bakarken nedense hiç kendimle ilgili bir şey hayal etmemişim, ondan biraz önaraştırma yapmam gerekti. Nasıl bir gelinlik istiyorum, nerede olsun, hatta daha doğrusu bir nikah/düğün/kokteyl adı her neyse nelere ihtiyaç olur...


Önce gelinlik.

Kendimi bildim bileli hayalimde gelinlik falan kurmadım ben, ama sadece şunu biliyordum straplez olmayacak. Bir sürü yer dolaştım, Pronovias, Vakko, Beyaz Butik vs vs. Ama fark ettim ki straplez olmayan bir gelinlik için resmen savaş vermek gerekiyor. Pronovias’ta bir şeyler bulur gibi oldum ama bir dillendiremediğim “ama”sı vardı. İçime sinmiyordu, Vakko deseniz, evet ben de Oscar de la Renta giymek çok isterim ama bir gelinliğe 10 bin dolar vereceğime gider evimi baştan yaparım falan filan derken başka bir şey daha fark ettim, bu tür yerlerden alırsam bana özel olmayacaktı, “o yazın çok ünlü bir modeli” olabilirdi, bunu da hiç istemiyordum. İşte o sırada Chione isimli bir yer karşıma çıktı. Banu Güven isimli tasarımcı, bizi inanılmaz tatlı karşıladı. Ben ona istediklerimi anlattım, o bana sürekli “aklında hiçbir yer kalmasın her yeri gez lütfen” dedi durdu. Ama yok Banu’ya kanım çok kaynamıştı, artık aradığımı bulduğuma emindim.
Banu’ya “straplez olmayan, çok süslü abartılı olmayan, sade, şık, farklı ve renkli bir gelinlik” istediğimi söyledim. Ben bile rengin bir gelinlikte nasıl olacağını bilmezken bana hayalimdeki çizimle geldi. Ve sonuç çok çok içime sindi... O yüzden çok çok teşekkürler Banucuğum sana.


Kokteyl mi, nikah mı? Peki ya nerede?

Bizim ilk baştaki düşüncemiz önce nikah sonra da arkadaşlarla bir partiydi. Sonra Çağrı’nın annesi “o kadar insan çağırıyoruz 5 dakika için gelmesinler” deyince bize çok mantıklı geldi. Benim akrabalarımın çoğu İzmir’de ve onlar için çok saçma olacaktı. Ancak ikimiz de düğün fikrinden asla hoşlanmıyorduk. O zaman nikah sonrası bir kokteyl yapalım dedik.
Mekan çok önemli, birçok yer gezdik gördük ancak Yıldız Hisar içimize en çok sinen yer oldu. Harika bir manzara ve harika bir tesis. Nikah gününde de çok iyi servis verdiklerini söyleyebilirim.

Ancak bir uyarı, Türk kafası her yerde bu tip şeyler olsa da son anda başımıza çıkardıkları masraflar için kendilerine çok teşekkür ederim, onlar “sayesinde” az daha müzik çalamayacaktık. Mekana gidin, görün, nikahınızı düğününüzü orada yapın derim ama anlaşma yaparken her şeye çok dikkat edin, bunlar hemen hemen her yerde başınıza gelebilir (:


Davetiyeler, kim çizecek? Tabii ki Bengi Gençer!

Bengi’yi herhalde 2 yıldır tanıyorum ve en başından beri Çağrı’yla davetiyemizi onun çizmesini istediğimizi biliyorduk, bunu ona yıllar evvel söyledik hatta! Tarihe karar verdiğimizde ilk iş Bengi’ye haber verdim ve o zaman ilk kez (daha sonra sıkça yaşayacağım gibi) birinin benden daha fazla heyecanlandığını gördüm (:
Davetiye için birkaç tag söylememizi istedi Bengi ama biz pek istemedik çünkü Bengi’nin hayal gücünde olsun istiyorduk, ona çok güveniyorduk. Sadece mekanın dekorasyonunun renkleri nasıl olacak onları söyledik ve giyeceklerimizle ilgili birkaç detay... ve tabii sonra sonuç mükemmel!
Ama Bengi’den ricalarım sadece bir davetiyeyle bitmedi, nikah şahidim kim olsun diye düşünürken, ilk kez bir geleneği sahiplenip, mutlu ve aşk dolu bir evliliği olan birinin şahidimin olmasını istedim. Bu kişi Bengi’den başkası olamazdı! İnternetten sormak istemedim, aradım ve o kadar tatlıydı ki “EVEEEET!!!!” diye bağırdı (:
Benim için Ankara’dan Duru’yla beraber gelen sevgili Bengi, her şey için çok teşekkürler :**********



Gelin çiçeği mühim şey!

Bana en çok sorulan sorulardan bir tanesi evlendiğim zaman bir şeyler dikip onu gelinliğimde kullanıp kullanmayacağımdı. Keçeyi bu tür şeylere pek yakıştıramasam da, gelin çiçeğimin bambaşka olmasını istiyordum. İşte internet araştırmalarında örgü çiçeklere denk geldim, e tabii örgü olunca gittim Duygu Bircan’a anlattım.
Duygu bana tahmin edemeyeceğimden kadar harika bir buket hazırladı. Birçok çiçek ve renk denendi en son bunlara karar verildi. Bu deli kız lavanta olan lila çiçeklerin içine gerçekten lavanta bile koymuş! Üstüne bitmedi bir de 8 nedimeme de minik yaka çiçekleri ördü.
Daha iyisini düşünemezdim! Duygucum çok teşekkürler(: Ellerine sağlık!



Pastaaaaaaaa!

Nişanlandığımız zaman pastamızı Ayşem Öztaş yapsın çok istemiştik, ama o sırada hastaydı ve yapamadık. O gün bugündür Ayşem’in bana sözüdür evlenince pastamızı o yapacak.

Yaptı hem de nasıl yaptı! Dünyanın en güzel pastası bizimdi resmen, kocaman bir maket ve minik cupcakeler, hem de makaronlu!

Tadlar renkler her şey harikaydı. En çok konuşulan şeylerden biri kesinlikle pastaydı. Ellerine sağlık Ayşem’in, ve tabii çok teşekkürler!

Bir de nefis topperım var. Türkiye satılmayan harika topperlar gördüğümde Özlem (Akın), bana topper yapabileceğini söylemişti. Aklımın bir köşesine yazmıştım tabii, vakit gelince koştum hemen Özlem’e, gelin damat klasiği istemediğimiz için ne yapsak ne yapsak derken aklımıza Wizard of Oz geldi, böylece ben Dorothy, Çağrı da TinMan oldu ^^ Ellerine sağlık Özlemcim, şu an topperlar televizyonumuzun üstünü süslüyor (:

something old, something new, something borrowed, something blue...

Evlenmeye birkaç gün kala en yakın arkadaşım Sera, bana bir şey hatırlattı. Bir gelinin “Something borrowed, something old, something blue”lara ihtiyacı varmış. Şu sitede anlamlarını öğrenebilirsiniz, hemen bir durum değerlendirmesi yaptım. Annem yaklaşık 200 yıllık anneannesinden kalan, tekinin onda tekinin teyzemde olan elmas küpesini yüzük yaptırarak something old’umu sağlamıştı zaten. Something new deseniz gelinliğim vardı, something borrowed da duvağımdı. Sadece mekana girerken takacağım için duvağımı Peri’den almıştım. Geriye kaldı something blue, bunu Mih kızlarıma söylediğimde (Mih kızları çok gizli bir tarikattır, dedikodu, eğlence ve bol bol sevimlilik içerir) Deniz hemen bana gelinliğimin içine giyebileceğim bir şey dikti. Ankara’dan yolladı! Nikahtan bir gün önce bu sorun da çözülmüş oldu.


Mih Kızları

Onlar bambaşkadır, her şeyi ilk onlara söylersiniz, fikir alır ve bol bol çözüm görürsünüz. Onlar her şeye koşar, biri mi evlenecek hemen gelinlik örneklerine bakılır. Biri tez mi yazıyor, o gece ses çıkarılmaz ki yazsın çalışsın. Gördüğüm en harika kadınlardır onlar!
Jbid, Deniz, Anıl, Duygu, Alev ve Bengi benden bıkmadılar, sürekli yardım ettiler durdular. Hatta nikahımın en tatlı ayrıntılarını buldular ve Bengi’nin davetiyemizdeki çizimi tişörte bastırıp sevimli kızlarına giydirdiler. Gelinliğimin iç tülünde pembe olduğunu bildikleri için minik nedimelerime pembe tütüler diktiler, bir de stylish bebekler converseleri de geçirdi ayağına, böylece gördüğüm en sevimli karışım oldular!
Siz bambaşkasınız Mih’lerim, çok teşekkürler!


Fotoğraf çektirmekten nefret eden çift, acaba nasıl fotoğraflar çekecekti...

Oldum olası sevemedim fotoğraf çektirmeyi, tam “aaa harika gözüküyorsun sakın bozma suratını” diye deklanşöre basacak birine dilimi çıkartmakla yükümlü biriyim ben. Ayrıca sadece şaşırınca güzel çıktığımı düşünürken Peri’m harika fotoğraflar çekti bize.
Dünyanın en huysuz çifti olarak bize katlanması onun ne kadar mucizevi bir kadın olduğunun en büyük göstergesidir zaten.
Fotoğraflar olağanüstü oldu ama arka planını bir görün isterdim. Herhalde Emirgan Korusu “yingeeye çay çiiieeekkk” çığlıklarını hiç duymamıştır. Sera’nın bu çığlıkları olmasa nasıl gevşeyip kahkahalarla gülerdik onu da tam bilemiyorum.
Uzun lafın kısası Peri’m çok teşekkürler, ellerine gözüne sağlık!



Unutmadan, sadece nedimem değil bir de "nedim"im vardı benim. Emincim her şey için çok teşekkürler, biliyorum gelinlik giydiğimde biraz fazla hızlı yürüyorum ^^

Sera...

Sera olmasa ne yapardım bilmiyorum, benimle gezmediği, benden duymadığı şey kalmadı. Kendine kıyafet ararken bile eteklerimi taşıyacağını düşünerek baktı. Birçok gününü bana feda etti, hatta beni yetiştirmek uğruna nikah törenini göremedi (o sırada giyiniyordu) Bütün gün ve önceki bütün günlerde benle ilgilendi, “SEN NE İSTİYORSAN O OLACAK” dedi ve her şeyi aldı.
Üstüne gitti bir de kokteyl sonrası evini 10 küsür kişiye açtı. Sevgili bal kabağı, seni çok seviyorum, iyi ki varsın sen <3



Ve tabii babam ve annem

Babam şu süreçte beni en çok şaşırtan insanlar biriydi aslında, her gün her şeyi sorup, hazırlıkları yakından takip edip, bir babanın olmayacağı kadar ilgiliydi. Ama o benim babam tabii, başka bir babaya benzemez. O bambaşka baba, ben laf arasında “ya aslında ben evden çıkarken akordeon çalsa ne kadar güzel olur” dedim diye bütün arkadaşlarına sorup akordeoncu bulmuş biridir!


Ve tabii annem dünyanın en heyecanlı kadınıdır, ona söylediğim ilk andan itibaren surat ifadesini hiç unutmayacağım. O_O böyle bakıyordu, bir yandan gülüyor, bir yandan bacaklarını sallıyordu. O kadar heyecanlandı ki, hemen (bir aile geleneğidir) kafasında işleri oturtmaya başladı. Önce şunlar yapılacak, sonra bunlar, evin eksikleri vs vs. Annem benim için her şeyi eksiksiz hale getirdi, çağıralacaklarla ilgilendi, eksikleri aldı, evimizi ben işteyken Çağrı’nın annesiyle beraber hazırladı, isteklerini önerdi, biz istiyorsak yapalım dedi. Hiçbir şeyde beni zorlamadı, her noktasında bana inanılmaz saygılıydı. Tüm hayatımızda olduğu gibi... Onlara ne kadar teşekkür etsem azdır, annem ve babam sizi çok seviyorum. İyi ki varsınız, iyi ki sizin kızınızım.

***

Biliyorum lafı çok uzattım, ama demem o ki, siz yeter ki ne istediğiniz çok iyi bilin, gerisi teferrüat. Konuşularak ikna edilmeyecek, ortak yol bulunmayacak insan yoktur. Düğün lafı da korkutmasın sizi, istediğiniz gibi olur her şey!

Ha bu arada kızlar merak etmeyin, ayağa bastım!


Not: Saçım ve makyajımı gerçekten çok uygun bir fiyata yapan Mos'a, ayakkabılar için Descalza'ya, o gün bizimle beraber olan herkese çok teşekkürler!

10 yorum:

Cincüce Banu dedi ki...

Bu blogu bilmiyordum. Böylece haberdar oldum. Hem de güzel bir yazıyla. Mutlu olun dileklerimi bir daha buradan uçurayım. Bu gülümsemeler yüzünüzden bir ömür boyu eksik olmasın e mi? :)

mustafa dedi ki...

Tebrikler, Allah bir ömür huzurunuzu, mutluluğunuzu ve aile saadetinizi daim etsin.

esrarengiz şeyler dedi ki...

Tam bir peri masalı. Mutluluklar dilerim Ezgi&Çağrı. ;)

Adsız dedi ki...

mutluluklar dilerim :))yelda

εzgi dedi ki...

Çok teşekkürler hepinize (:

fulya dedi ki...

Bayıldım yazınıza ve fotoğraflara! Wonderable'da Çirkin gelinlikler ile ilgili yazarken ( http://wonderable.wordpress.com/2011/10/08/cirkin_gelinlikler_ve_fotograflari_sorunu/ ) tam da herkesin sizin mindset'inizde olması gerektiğini düşünüyordum. Kendim için de notlar aldım!

Ayrıca ömür boyu mutluluklar diliyorum.
Sevgiler,
Fulya

εzgi dedi ki...

Çok teşekkürler Fulya, yazını okudum çok keyifli olmuş! Sana da bol şans ^^

rüzgâr gülü dedi ki...

gelinliğin çok güzel.. saçın, makyajın hepsi uyum içinde... umarım seninki gibi bir uyumu yakalayabilirim.
ömür boyu mutluluklar:)

εzgi dedi ki...

Teşekkürler rüzgar gülü ^^

Pontinin Takıları dedi ki...

Siz de, organizasyon da harika görünüyorsunuz, tebrikler, bir ömür aynı tatla sürmesi dileğiyle :)

Yorum Gönder